Yogik Anlayışla Beslenme

Satvik Gıdalarla Beslenme

Sağlık, saflık, neşe veren ; bedene canlılık ve güç veren hoş kokan, yağlı, özlü, tatlı ve doğal besinlerdir. Bu beslenme tarzı genellikle vegan beslenme tarzı olarak bilinir. Çok fazla beslenme değil, yeterli kadar beslenme ve de iyi kalple ve taze pişirilmiş olması gerekir. Taze pişmiş, hafif vejetaryen yemekleri: tohumlar, baklagiller, tüm fıstık ve fındık çeşitleri (yer fıstığı hariç), meyveler (özellikle muz ve Hindistan cevizi), buğday, süt, tereyağı, bal, ham şeker. Sattvik gıdalar kolay sindirebilir, hafif, saf ve besleyicidir.

images

Rajasik Gıdalarla Beslenme

Tutku ve hareket katan ; acılı, ekşili, kuru ve keskin kokulu, tuzlu , hala buharı tüten sıcaklıkta yiyecekler vücutta alarm moduna yol açar. Sindirim sırasında vücudun çok fazla enerji tüketmesine yol açar. Acı, keder ve hastalık üretir. Çay ve kahve gibi uyarıcılarda rajasiktir. Stres ve mutsuzlukta rajasiktir. Rajasil yemekler: turunçgiller, kahve, çay ve çikolata, baharatlı yemekler, yumurta, taze balık ve deniz ürünleri, bira ve şarap, gazlı içecekler, soğan ve sarımsak, acılı biber. Rajasik gıdalar canlandırıcıdır.

indir (3)

Tamasik Gıdalarla Beslenme

Karanlık gıdalar, bayat, çürük, bozuk, saf olmayan gıdalardır. İnsanı tembel, donuk ve ağır hale getiren gıdalardır.  ağır, uyku getiren gıdalar: kök sebzeler, kırmızı et, konserve çeşitleri, mantar, herhangi bir dondurulmuş gıdalar, taze olmayan gıda, ikinci kez ısıtılmış yemekler, kimyasal katkılı gıdalar, sert alkol içecekleri. Ayrıca, marketteki hazır salatalar. Tamasik gıdalar çok zararlıdır.

Satvik gıdalar fazla tüketildiğinde yine tamasik hale gelir.

*Yogik beslenme anlayışında son iki gruptan mümkün olduğunca uzak durmak esastır.

indir (2)

 

Yediklerinizin içerikleri dışında, hazırlanış biçimleri (sevgiyle kalpten hazırlanmalı ) ve nasıl yediğiniz de önemlidir. Yemekten önce eller ve yüz yıkanır, temiz bir masa düzeni sağlanır. Yemek yerken sadece yemek yenir. Uzun süre ağızda çiğnenen her gıdanın her bir parçası hissedilir. Mide tümüyle dolmaz , hafiflik yemek sonrası da hissedilir.

Doğal olan yogik olandır, doğa ananın biz evlatlarına ham halde sunduğu iyi gelendir.

 

Yeme Bozuklukları

Anoreksiya Nevroza,

A- Yaş ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda ya da bunun üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olmayı kabul etmeme.

B- Beklenenin altında bir vücut ağırlığına sahip olmasına karşın kilo almaktan ya da şişman biri olmaktan aşırı korkma.

C- Kişinin vücut ağırlığı ya da biçimini algılama biçiminde bozukluk olması, kendini değerlendirmede vücut ağırlığı ya da biçiminin anlamsız bir etkisinin olması ya da o sırada vücut ağırlığının düşük olmasının önemini inkar etme.

D- Bayanlarda menarş sonrası amenore, yani, en az üç ardışık menstrüel siklusun olmaması.

 

Bu iki şekilde kendini gösterir;

  1. Tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışı göstermeyen tip
  2. Tıkınırcasına yeme ya da çıkartma gösteren tip

Sıklıkla 18-40 yaş arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 20 kat daha fazla rastlanmaktadır. Anoreksiya Nevroza, Somatizasyon Bozuklukları, Sosyal Fobi, Kişilik Bozuklukları gibi bir çok bozuklukla bir arada seyreder. Tedavi de bozulan beden imgesinin değiştirilmesine yönelik destekleyici yöntemler ve bütüncül psikoterapi bir arada kullanılır.

1

Bulimia Nevroza

  • Yenileyen tıkınırcasına yeme epizodlarının olması. Bu tıkınırcasına yeme epizodu aşağıdakilerden her ikisi ile belirlidir: aynı zaman diliminde ve benzer koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden hiç tartışmasız çok daha fazla miktarda olan yiyeceği belirli bir zaman diliminde (örn. Herhangi bir 2 saatlik süre içinde) yeme bu epizod sırasında yeme kontrolünün kalktığı duyumunun olması (örn. yemeyi durduramayacağı ya da ne yediğini ya da ne kadar yediğini kontrol edememe duygusu)
  • Kilo almaktan sakınmak için, kendisinin yol açtığı kusma, laksatiflerin, diüretiklerin, lavmanların ya da diğer ilaçların yanlış yere kullanımı, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi uygunsuz dengeleyici davranışlarda tekrar tekrar bulunma.
  • Tıkınırcasına yeme ve uygunsuz dengeleyici davranışların her ikisi de 3 ay süreyle ortalama olarak en az haftada iki kez ortaya çıkmaktadır. Kendini değerlendirirken anlamsız bir biçimde vücudunun biçimi ve ağırlığından etkilenir.
  • Bu bozukluk sadece Anoreksiya Nervoza epizodları sırasında ortaya çıkmamaktadır.

İki tipi vardır:

  • Çıkartma Olan Tip: Bulimia Nervozanın o sıradaki epizodu sırasında kişi düzenli olarak kendi kendine kuşmuş ya da laksatifler, diüretikler ya da lavmanları yanlış yere kullanmıştır.
  • Çıkartma Olmayan Tip: Bulimia Nervozanın o sıradaki epizodu sırasında kişi, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi diğer uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunmuş ancak kendi kendine kusmamış ya da laksatif, diüretik ya da lavmanları yanlış yere kullanmamıştır.
  • Anoreksiya da olduğu gibi, Bulimia da da kişinin beden imgesini hatalı algılaması söz konusudur ve bunun sonucunda kişi, yeme davranışını engelleyemez, kilo alımını engellemek için de çıkartma gibi çabalara girişir.
  • Bulimia Nervozaya, duygu durum bozuklukları, kişilik bozuklukları, sosyal fobi, obsesif-kompulsif bozukluklar gibi bozukluklar sıklıkla eşlik edebilir.
  • Tedavide, bozulan beden imgesini düzeltmeye yönelik terapi tekniklerinden bilişsel- davranışçı terapi, bütüncül psikoterapi ile birlikte farkındalık temelli terapiler ve hipnoterapi destekleyicidir.

 

Obezite

Aşırı yemek yeme ve harcanan enerji miktarının alınan kaloriden daha az olduğu durumlarda görülen şişmanlıktır. Bu hastalık, kalp-damar sorunları, tansiyon, şeker hastalığı gibi beraberinde bir çok hastalığı getirir. Büyük oranda genetik olmakla birlikte, beslenme alışkanlıkları, yaşam stili ve kültürel yapıyla da ilişkilidir.

Obezite tedavisinde öncelikle fiziksel muayene sonrası, psikoterapi ve hipnoterapinin bir arada kullanımı etkili olmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası bireye özdeğer ve imaj danışmanlığı sunularak, yeni bir yaşam stili oluşturması sağlanır. Obezite çok boyutlu ele alınması gereken ve geniş bir zaman dilimine yayılarak üzerinde çalışılması gereken bir konudur. Gerçekçi planlar oluşturup kalıcı çözümler sunmak ve yaşam boyu sağlıklı beslenme olgusunu içselleştirmeyi sağlamak en önemlisidir.

Yemek/ beslenmek bebeklikte ilk olarak anne ile ardından ilişki geliştirdiklerimizle kurduğumuz özel bağda iletişimin bir kanalıdır. Yeme bozuklukları genellikle ilişki problemlerinden kaynağını aldığı gibi bir kısır döngü gibi sonuçları da yine ilişki problemlerini beraberinde getirir. Psikoterapilerde amaç bu ilişki döngüsünü yeniden düzenlemektir.

Hypnobirthing ile tanışın

Hypnobirthing, doğuma hazırlıkta hipnozun rahatlatan, dinlendiren ve gerektiğinde daha enerjik ve canlı kılan telkin gücünden yararlanarak doğum sürecini kolaylaştırmayı sağlar. Ülkemizde hypnobirthing henüz aşina olduğumuz bir kavram değildir. Magazin haberlerine merakınız varsa, İngiltere Prensesi Catherine Middleton’ın da bu yolla doğum yaptığı haberini belki okumuşsunuzdur. Ardından geçen yıl evde doğum yapması çok konuşulan, Özgü Namal oğlunu hypnobirthing’le dünyaya getirmiştir. Şimdiden ikinci çocuğunun doğumuna hypnobirthing ile hazırlanmaya başlamıştır bile. Gün geçtikçe bu yöntemle doğumu tercih edenlerin de katkısıyla hypnobirthing ‘e merak ve yönelim artmaktadır.

images (3)

Hypnobirthing’in kurucusu Marie Mongan, hipnoterapist ve eğitmendir. Yöntemin Mongan Metodu diye de anılma nedeni budur. Hypnobirthing, doğumun hayatın doğal bir ifadesi olduğunu korkulacak bir şey olmadığını savunur. Annelere kendi yaradılışlarından gelen nazikçe, rahatça, güçlü bir şekilde ve keyifle doğurma kapasiteleriyle işbirliği yapma konusunda yardımcı olur. Çocuk doğurmanın spontanlığına kapılabilmek için anne baba ve bebeğin birlikte hareket etmesini sağlayan ve buna engel olabilecek süreçlerin farkına varıp tekrar içgüdülere, doğaya, doğala dönmeyi sağlayan telkinler içerir.

O halde hazırsanız bu keyifli doğuma hazırlık süreciyle tanışalım.

Devamı için lütfen ,

http://alternatifanne.com/hypnobirthing/

Yoga ve Hamilelik

 

“Doğum büyük ihtimalle hayatınızdaki en büyük değişimdir: bir bebek dünyaya gelir, kadın bir anne olarak, erkek bir baba olarak ve aile bir aile olarak tekrar doğar. Halkacıklar bu noktadan başlayarak, topluma değecek şekilde genişler.” –Gurmukh

images (20)

            Yoga, Sanskrit dilinde “birleşme” anlamındadır. Yani bedenin, zihnin ve ruhun birleşmesi… İyi bir hamilelik dönemi geçirmek için bu üçünün tam bir uyum içinde çalışması gereklidir. Yoga anne olmak için çıktığınız yolculukta kafanızda yanıt bulmaya çalıştığınız sorular arasında, huzurlu bir alan yaratmanızı sağlar. Hamileler için hazırlanmış asanalar daha çok kendini tanıma ve içe dönüş teknikleri ile birleştirilmiştir.  Adeta gebeyi anne olmaya ve huzurlu bir doğum yapmaya hazırlar. Pranayama ile doğru nefes almayı öğrenir ve akciğer kapasitenizi artırmayı dolayısıyla daha çok oksijenlenmeyi sağlar.

yoga 1

            Gebelik sürecinde anne adayı vücudunda pek çok hormonal, fiziksel ve psikolojik değişimler meydana gelmektedir; Öncelikle bebeğin ana rahminde büyümeye başlamasıyla rahim de büyür ve ağırlığı artar. Buna bağlı olarak annenin vücut ağırlık merkezi değişir. Bu durum omurganın doğal yapısını bozarak bel, sırt ve boyun omurlarında ve bacaklarda ağrılara neden olur. Hormonal değişiklikler göğüslerde ve birçok eklemde daha önce hissedilmeyen bazı rahatsızlıklar yaratır. Uzun bir süre fiziksel aktivitelerdeki kısıtlanmalar ve hamileliğe bağlı değişen hormon yapısı kadının psikolojik dengesi üzerinde önemli ölçüde değişimlere neden olur. Tüm bu değişim sürecini sıkıntılar veya mutsuzluklarla geçirmek yerine, hamileliğin her anının keyfini çıkarmak için kökleri çok eskilere dayanan yoga denenebilir. Hamilelik süresince düzenli yapılan yoga programı ile kişinin fiziksel kondisyonu korunmuş olur. Hamileliğe bağlı duruş (postür) bozuklukları en aza iner. Solunum ve dolaşım sistemleri güçlenir. Gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları (morning sickness) azalır. Vücutta meydana gelen ödemler (el ve ayaklardaki şişmeler) ve özellikle son aylarda çok sıkça hissedilen kramplar azalır. Karın kaslarını güçlendirerek ve masaj etkisi yaparak bağırsak hareketlerini rahatlatır. Yaşam enerjisi yükseltilerek kişinin daha sakin ve daha konsantre olması sağlanır. İştahı dengeler. Stresi ve bedende biriken öfkeyi azaltır, hoşgörüyü arttırır. Bedeni ve bebeği sevmeyi arttırır, kabullenmeyi ve bağlanmayı sağlar.

Doğum anında da gerginliği azaltarak doğumun daha kolay ve hızlı olmasına yardımcı olur. Doğum sonrasında ise yoga; annenin kendine yine zaman ayırabilmesi için, karın ve vajina kaslarının hızlıca desteklenerek toparlanması, emzirme kaynaklı yaşanan omurga ağrılarının önüne geçebilmesi ve kadının normal hayatına dönebilmesi için önemlidir. Ayrıca ruhsal olarak da doğum sonrası yoga depresyonun önüne geçmede çok yardımcı olur. Değişen uyku düzeni, uykusuzluk nedeniyle oluşan yorgunluk, bitkinlik hisselerini ortadan kaldırır. Hamilelik sürecinde en iyi hazırlık aracıdır.