Bebek Yapmalı mı?

‘’Bebek Yapmak’’ gayet narsistik bir adlandırma, işte tam da bu yüzden biz yapıyoruz sanıyoruz. Üstüne planlar kuruyoruz, bu sene istemiyoruz, seneye düşünüyoruz diyoruz. Daha evliliğimiz oturmadı sonra yaparız diyoruz. Yapmadan mutlaka folik asite başlamak lazım deyip üç sene içebiliyoruz.

Bu Dünyaya ÇOCUK Getirilir mi?

Bir de bu soru var, hamile olduğumuz günden beri, çocuğu olmayan herkesin yineleyip durduğu… Başka bir dünyaya getirirdim ama bildiğim bir tek bu var. ‘’getirmek’’ o kadar da etken değiliz, gelmek isterse geliyor. Hepimiz kendi küçük dünyamızdan başlarsak düzenlemeye ancak bu dünyayı şekle şemale sokabiliriz. Bebek istemek için plan yapmak gerekli elbette, hesapsız kitapsız bir iş değil; ancak tüm dünyayı kaideye sokmak beklentisi bu dünyaya getirmek istemedim, öğrenilmiş çaresizliğine dönüşüyor.

images (33)

Onu En İyi Şartlarda Büyütebilecek misiniz?

En iyi şartlar, kime göre , neye göre iyi afaki. ‘’Yeterince iyi’’ kavramıyla büyütülen bebekler her yönden çok daha doyumlu hissetmekte. Önemli olan sizin onun adına belirlediğiniz ihtiyaçlar değil, gerçekten onu tanıyıp, özgün bir birey olduğunu görüp ona ait ihtiyaçları fark edip ona göre verebilecekleriniz. Yani hepsi ‘’ÖZNEL’’, yani ‘’BEBEK’’ biliyor; gelsin ki talep etsin. Etsin ki verebileceklerinizle ihtiyaçları uyuşmasın. Ne çok az ne çok fazla.

Belki De Çocuk Yapmamalıyım, Hem Herkes Yapmak Zorunda mı?

Bir dönemin furyası Y kuşağının geç evlenip, geç çocuk sahibi olmasının belki de hiç çocuk sahibi olmamasının nedeni,’’ entellektüalizasyon’’ mekanizmasının yanlış kullanımı. Entel insan okur, iş sahibi olur, daima okur, hep işi gücü vardır, çocuktan daha önemli felsefeler vardır büyütmesi gereken… Bu fikirle çocuk yapmamaya veya çok az çocuk yapmaya başlayan entel kesim, bugün gelinen noktada ülkemizin silüetini belirleyen çok çocuklu,görece düşük eğitimli kesimin seçimlerini yaşamaktadır. Z Kuşağı içten içe durumun farkına varmış ve bir nostalji yaparak daha erken evlenip çocuk sahibi olmaktadır.

Çok Meşgulum Şu An, Terfi Etmek Üzereyim, Hayatımı Durduramam!

Bebek olunca hiç birşey eskisi gibi olmayacak derlerdi, korkardım. Doğru demişler ama negatif anlam yüklemişler. Anne olunca objektif göremiyorsun diyebilirsiniz, tersine anne olunca doğayla, dünyayla, evrenle, karşındakiyle empatin sonsuz oluyor, bütünleşiyorsun; çünkü annesin bir olmayı öğrenmişsin bir kere. Bebek hayatı durdurmuyor, hayata eşlik ediyor, her zaman daha fazla gülümsemeni, her şeye en çok da ona daha kocaman sarılmanı sağlıyor. Daha hızlı terfi etmeni, kadın olduğunu daha fazla anımsamanı, meşguliyetlerini daha iyi planlamanı sağlıyor. Çok daha pratik, çözümcül ve esnek oluveriyorsun.

images (19)

Bedenim Değişecek, Belki de Göğüslerim Sarkacak, Karnım Çatlayacak!

Beden elbette değişiyor, içinde bir varlık büyüyor, bunu gün gün hissetmek inanılmaz. Değişim ve dönüşüm, hormonların dansı, endorfinin verdiği keyif kafası yaşanmaya değer. Çatlak, sarkma kişiden kişiye değişir, şimdiden bunları düşünmek yerine deneyimle bedenin sana neyi yaşatacak görmek lazım. Bebeğin büyürken bedenin de hatıra bırakabilir de. Zihninde tasarlarsan kendini gerçekleştiren kehanet gibi oluverir. Sadece onu hisset ve birlikte olduğunuz her anı deneyimle. Hımm doğumdan hemen sonra karnın jöle gibi yumuşacık oluyor o konuda yalan söyleyemem, ama nefes ve egzersiz çalışmalarıyla 2-3 ayda toparlanmaya başlıyor.

Şu an Hazır Değilim!

Hiçbir zamanda hazır olmayacaksın. Çünkü bu biricik bir deneyim. Destek isteyebilirsin, eşinden, dostundan; doğuma hazırlık eğitimi alabilirsin, doğum psikologuyla çalışabilirsin ya da bir ebe/doula ile bütün bunlar eksik olduğu düşündüğün noktalarda seni tamamlar. Her şeyin kusursuz olduğu mükemmel bir an yoktur. Mükemmel anne/baba da yoktur, olmaya çalışanlar vardır; kendine de bebeğine de fayda sağlamaz.

images (26)

Hayatta Yaşanması Gereken En Güzel His!

Yine Söylüyorum, Bebek Yapılmaz Gelir.

Doğuma Hazırlık Eğitimi nedir? Süreç Nasıldır?

Doğuma hazırlık eğitimi, anne / babanın bebeği karşılama sürecinde eş zamanlı olmayı öğrendiği, sürecin akışını farkındalıkla deneyimleyebildiği bir süreçtir.

Eğitim genellikle 18 saat süren, 2 tam gün veya 4 yarım gün şeklinde planlanır.

doğuma hazırlık eğitimi

Anneye mümkünse babanın değilse, anne,kardeş, arkadaş olabilir eğitim sürecinde eşlik etmesini isteriz, mümkün değilse yalnız da katılabilir.

Süreçte nefes çalışmaları, doğum sürecinde aktif olan bedeni ve zihni tanıma çalışmaları, interaktif katılımla uygulanır.

Sürecin sonunda kadının annelik bedenini tanıması,zihnindeki varsa soru işaretlerine cevap bulması, arzu ederse eşini , arzu ederse ebe, doula ya da doğum psikologu olarak doğum destekçisini de tanıyıp seçebilmesini sağlar.

indir (2)

Çalışmalara genellikle gebeliğin 20.haftası itibariyle katılmanızı tavsiye ederiz. Öncesine gelmek isterseniz de hayır demeyiz, ancak bebeğinizin ilk kıpırtılarını hissettikten sonra işbirliğini duyumsamak çok daha kolay oluyor. Yine katılım için önemli olan başka birşey de son haftalarda eğitime katılmayı hedeflerken bebeğinizin erkenden gelebileceğini de unutmamak ve 36. hafta sonrasına da bırakmamanızı öneririz.

Doğuma hazırlık eğitiminde yalnızca ”normal doğum” konuşulur yargısına sahipseniz bunu da gelmeden söyleyelim; doğum tercihleri ve doğum şekilleri bir arada konuşulur.

Eğitimde amaç kendi bedeninize yapacağınız doğum yolculuğu öncesi rehberli bir turistik gezi tadında olmasıdır:))

images (3)

Bu eğitim, doğum öncesi, doğum ve sonrasında sürecin her anında destek alabilmek için kendi ihtiyaçlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Bebeğin çok şık bir yatak odası takımından, sayısız oyuncaktan, en organik kıyafetlerden daha fazla aslında kendisiyle iletişebilen ebeveynlere ihtiyacı vardır. Bu eğitimle kendinizi sürece hazırlarken aslında ne kadar çok dışsal kaynak arayışınıza girdiğinizi fark edip bunun yerine içsel kaynaklarınızı beslenmeye başlarsınız.

Doğum sürecinde dönemeçin sonunda sizi bekleyen kendi doğum öyküleriniz, ailelerinizle iletişiminiz, doğum şekliniz, annenizle kurduğunuz bağlanma ilişkisi o günlerden bugünlere taşınan her ne varsa sizi bekler. Farkında olmadan çatışmalara yol açar. Bilinçlenip, uyandıkça farkedip bu yükleri dönüştürmeye de yönelirsiniz.

Doğuma hazırlık kendi bedenini tanımaktır, sonra zihninle bedenini birbirine eşlemektir. Kadınlıktan anneliğe uzanırken, bebeklikten küçük kıza ulaşıverirsin. Sonra kendi doğumunla temas etmektir, annenle daha fazla kendin üzerine sohbetler yapmaya başlamaktır. “Doğum” hashtag ile yapılan tüm konuşmalara kulak kabartmaktır. Onu beslemek için kendini beslemektir. Ona iyi bakmaya çalışırken kendine iyi bakabilmektir. Tüm yorgunluk, uykusuzluk ve bitkinliğe rağmen gücünü ve dayanıklılığını hissedebilmektir. Doğum , senin de ikinci doğumundur. Yeniden başlamak için öncekilerle meşgul olursun, bu seni andan uzaklaştırabilir. Şimdiye, şu ana bebeğine konsantre olmak için nefes çalışmaları ve sessizlik meditasyonu iyi gelir. Bebeğini doğumun neşesi, çoşkusu ve keyfini tadarak karşılayabilmek için destek istemekten çekinmemeyi öğrenirsin. Doğum surecine hazırlık yap. Tüm randevularına ek olarak 20. hafta itibariyle de bir doğuma hazırlık eğitimine kayıt olmayı atlama! Bebeğini karşılarken doğum destekçilerini bu eğitimde seçebilirsin, belki de eğitime eşinle katılıp onu doğum destekçin yapabilirsin kim bilir?

Yaşamın en yaratıcı anı olan doğumda kendi enerjinizi dengelemeyi ve beslemeyi doğuma hazırlık yaparak açığa çıkarın.

Yoga ve Hamilelik

 

“Doğum büyük ihtimalle hayatınızdaki en büyük değişimdir: bir bebek dünyaya gelir, kadın bir anne olarak, erkek bir baba olarak ve aile bir aile olarak tekrar doğar. Halkacıklar bu noktadan başlayarak, topluma değecek şekilde genişler.” –Gurmukh

images (20)

            Yoga, Sanskrit dilinde “birleşme” anlamındadır. Yani bedenin, zihnin ve ruhun birleşmesi… İyi bir hamilelik dönemi geçirmek için bu üçünün tam bir uyum içinde çalışması gereklidir. Yoga anne olmak için çıktığınız yolculukta kafanızda yanıt bulmaya çalıştığınız sorular arasında, huzurlu bir alan yaratmanızı sağlar. Hamileler için hazırlanmış asanalar daha çok kendini tanıma ve içe dönüş teknikleri ile birleştirilmiştir.  Adeta gebeyi anne olmaya ve huzurlu bir doğum yapmaya hazırlar. Pranayama ile doğru nefes almayı öğrenir ve akciğer kapasitenizi artırmayı dolayısıyla daha çok oksijenlenmeyi sağlar.

yoga 1

            Gebelik sürecinde anne adayı vücudunda pek çok hormonal, fiziksel ve psikolojik değişimler meydana gelmektedir; Öncelikle bebeğin ana rahminde büyümeye başlamasıyla rahim de büyür ve ağırlığı artar. Buna bağlı olarak annenin vücut ağırlık merkezi değişir. Bu durum omurganın doğal yapısını bozarak bel, sırt ve boyun omurlarında ve bacaklarda ağrılara neden olur. Hormonal değişiklikler göğüslerde ve birçok eklemde daha önce hissedilmeyen bazı rahatsızlıklar yaratır. Uzun bir süre fiziksel aktivitelerdeki kısıtlanmalar ve hamileliğe bağlı değişen hormon yapısı kadının psikolojik dengesi üzerinde önemli ölçüde değişimlere neden olur. Tüm bu değişim sürecini sıkıntılar veya mutsuzluklarla geçirmek yerine, hamileliğin her anının keyfini çıkarmak için kökleri çok eskilere dayanan yoga denenebilir. Hamilelik süresince düzenli yapılan yoga programı ile kişinin fiziksel kondisyonu korunmuş olur. Hamileliğe bağlı duruş (postür) bozuklukları en aza iner. Solunum ve dolaşım sistemleri güçlenir. Gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları (morning sickness) azalır. Vücutta meydana gelen ödemler (el ve ayaklardaki şişmeler) ve özellikle son aylarda çok sıkça hissedilen kramplar azalır. Karın kaslarını güçlendirerek ve masaj etkisi yaparak bağırsak hareketlerini rahatlatır. Yaşam enerjisi yükseltilerek kişinin daha sakin ve daha konsantre olması sağlanır. İştahı dengeler. Stresi ve bedende biriken öfkeyi azaltır, hoşgörüyü arttırır. Bedeni ve bebeği sevmeyi arttırır, kabullenmeyi ve bağlanmayı sağlar.

Doğum anında da gerginliği azaltarak doğumun daha kolay ve hızlı olmasına yardımcı olur. Doğum sonrasında ise yoga; annenin kendine yine zaman ayırabilmesi için, karın ve vajina kaslarının hızlıca desteklenerek toparlanması, emzirme kaynaklı yaşanan omurga ağrılarının önüne geçebilmesi ve kadının normal hayatına dönebilmesi için önemlidir. Ayrıca ruhsal olarak da doğum sonrası yoga depresyonun önüne geçmede çok yardımcı olur. Değişen uyku düzeni, uykusuzluk nedeniyle oluşan yorgunluk, bitkinlik hisselerini ortadan kaldırır. Hamilelik sürecinde en iyi hazırlık aracıdır.

Çocuk Sahibi Olmadan Önce Kendinize Sormanız Gereken 8 Soru

img1435489111539

Çocuk sahibi olmaya karar vermek hayatın belki de en önemli dönemeçlerinden biridir. Bu dönemeçte genellikle;

-Bebek yapmaya çalışanlar

-Asla istemeyenler

-Yapmak için geç kalanlar şeklinde üç grup vardır.

Sondan başlarsak, yapmak için geç kalanlar genelde çokk iyi teyze, abla , hala olurlar. Var oldukları ve bize ikinci anne oldukları için tekrar teşekkürler :)) Asla istemeyenleri de ben kendi içinde iki başlık altında topluyorum; 1-Çok isteyip, olmayacağından korkan, yapamayacağını düşünen, bebek bakmaktan korkan ve bastıran kesim 2-Gerçekten istemeyen, bebekten hoşlanmayan, hatta son zamanlarda dikkatimi çeken mekanlarda yanımızda oturuyorlarsa, bebeğin çıkarttığı her sese ‘’ıyk’’ diyen, ‘’emzirme, bez değiştirme gibi ritüellerde denk geldiğimizde bana yine ‘’ıyk ‘’ modunda bakan bir grubu ; bir de bu dünyaya bebek getirmek istemiyorum, hayatımda bebeğe yer yok, kariyer odağım, ya da sadece hiç ilgimi çekmiyor diyenleri de var. Hepsine saygılı duymak gerek.

Gelelim konumuza bebek yapmaya çalışanlar kendinize bu soruları sormadan cevabınız net olmadan yapmayın derim.

1-Eşimde benim kadar bebek istiyor mu?

Sorumlulukları, sevinçleri  ve heyecanları paylaşabileceğin biriyle misin? Şevkini kırmayacak seninle daha da şevke gelecek bir eş bu süreci en keyiflisinden yaşamanızı sağlar. İlişkiyi toparlamak için bebek yapmaya , kurtarıcı olarak bebeği görmeye çalışıyorsanız; bu bitişi genellikle hızlandırır. Ve daha doğmadan ona sorumluluk yüklemiş , çocukluğunu elinden almış olursunuz.

2-Sosyal hayatını sekteye uğratmaya hazır mısın?

Arkadaşlarınla partilemek, seyahat ve haftasonu kaçamaklarından annelerle kumda, parklarda tanışmaya kadar geçecek sürede yalnız kalabilirsin, gerçek şu ki bu yeni sosyal hayatta güzel olacak. Sadece kendini ve bebeğini diğer annelerle karşılaştırmak yerine, pratik kazanımlar ve paylaşımlar için bu etkinlikleri değerlendir.

3-Kaç yaşında ebeveyn olmak istersin?

Herkes anneanne olmuşken, 50 yaşında dondurttuğun yumurtalarından bebek yapma kararı alıp 55 yaşındayken 5 yaşında çocuğun olmasını ister miydin? Bu biraz sıra dışı bir örnek elbette, hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız yalnızca ne yaptığımızın farkında olup olası negatifleri baştan kabul etmek gerekir. Ne de olsa bebek her şeye değer.

4-Yumurtalarımı dondurtsam mı?

Pişmanlık duymaktan korkuyorum diyorsan iyi bir karar olabilir. Ama hazır olmayı bekliyorsan , öyle bir an olmayacak. Ne derler bilirsin, başlamak için en uygun zamanı bekliyorsan hiç başlayamayabilirsin.

5-Kariyerimdeki ilerlemeyi yavaşlatmaya hazır mıyım?

Bebekler her zaman talepkardır, her defasında daha fazlasını isterler. Yoğun çalışma temposu, uykusuzluk ve yorgunluk iş performansını düşürecektir. İşyerinde kendini güvende hissediyorsan ve iş ortamın bebeğin gelişinden hoşnutsa kariyerinde yavaşlama geçici bir süre için tolere edilebilir. Ama iş ortamın bunu tolere edemezse, kendini güvende hissetmiyorsan, maaş kaygısı taşıyorsan, kendini güvende hissedene kadar bekle ya da yeni bir iş bakın.

6-Olası çatlaklar, sarkan göğüsler estetik kaygıların fazlaysa?

İstediğin kadar düzgün beslen, spor yap, ürün kullan; genetik ve yapısal faktörler bu gibi durumların belirleyici genelde. İlla çatlağın olmak zorunda değil ama elbette karnında geçici bir sarkma, göğüslerinde kalıcı bir form kaybı olabilir. Estetik günün birinde herkese gerebilir ancak daha bebek yapmadan bunları düşünüyorsan hamileliğin ve doğum sürecinin tadını çıkartmakta zorlanabilirsin. Her ne anı kalırsa bebeğinden bir iz olacak ve teknoloji estetik kaygılarını hafifletebilir.

7-Psikolojik sorunlarının üstesinden gelmekte güçlük çekiyor, kaygı-depresyon gibi sorunlarla mücadele ediyorsan?

Uzun süre antidepresan kullanıp bebek sahibi olurken bırakmak seni zorlayabilir. Veya başa çıkmakta zorlandığın başka psikolojik sorunlar varsa değişen hormonlar ve doğum, lohusalık süreçleri de durumu biraz zorlaştırabilir. Ama endişe etmene gerek yok, doğuma hazırlık kursları ve doğum psikologları sana bu konuda destek olmak için var.

8-Yalnız hissediyor, bebek bakımında desteksiz kalırım diye korkuyorsanız?

Şunu baştan kabul etmem lazım, bebek özellikle ilk altı ayda annesine çok fazla ihtiyaç duyduğu için hiç kimse sizin yerinizi tutamayacak ama köşenizde dinlenirken destek olacak, gerektiğinde yardım edecek elbette birileri olacaktır. Önemli olan kendi ihtiyaçlarının iyi farkında olman, talep edip açık olman; tıpkı bebeğin gibi talep et, açık ol.

Ben iyi bir anne miyim, olabilir miyim sorusunu gelince hiç sormayın derim, önemli olan iyi, mükemmel değil ‘’ yeterince iyi’’ olmaktır. Yani ihtiyaç duyduğu anlarda beklentilerini karşılayabiliyor olmak…

Ne karar verirseniz verin, kendinizi en iyi nasıl hissedeceğiniz sorusunu sorarak devam edin derim. Bol  Şans!