SİNEMATERAPİ

sinematerapiSinematerapi her gruptan danışan ve hasta gruplarına uygulanabilen etkin ve terapi sürecine ciddi katkı sağlayan bir yöntemdir. Temel amaçlardan birisi de kişiye içgörü kazandırmaktır. Çünkü sinematerapi için seçilen filmler bu yönde ve bu temele dayalıdır.

Sinematerapi için seçilen filmin salonda bulunan kişilerin durumlarıyla yakından ilgili olmadır ki, bu aşamada katılımcıların analizlerinin iyi yapılmış, öykülerinin tam anlamıyla alınmış olması koşulu kaçınılmaz olmaktadır. Aksi halde kişi neden şuan da diğer insanlarla birlikte olduğunu sorgulamak isteyecektir.

Analizi yapılmış iyi şekilde yapılmış olan kişilerin, filmde hangi kareleri ve hangi karakterleri kendine yakın bulacağıyla ilgili, sinematerapiye katılan uzmanın bir öngörüsü hali hazırda zaten bulunmaktadır. Dolayısıyla film sonunda danışanlarının görüşlerini alan uzmanlar bir nevi teyit aldıklarını görüyor olmaları işin en keyifli kısımlarındandır.

Kişiler kendileriyle ilgili kareler buldukları filmi anlatırlarken, bundan keyif aldıklarını belli ederler ve her sinematerapi seansından sonra kişilerdeki o rahatlamış olma durumunu sezebilmeniz mümkün olabilmektedir.

Burada amaç filmdeki konuyla ilgili uygun grupların ayarlanması ve bu kişilere beyaz perdede filmi izlettirmek temel alınmaktadır. Akabinde grup terapisine benzer bir yöntem ile uzmanların yönlendirmesi ve soru-cevap şeklinde katılımcıların filmle ilgili fikir, görüş, düşünce ve duygularının aktarılması istenir. Filmde kendilerine en yakın hissettikleri karakterlerin yanı sıra, filmin hangi sahnelerinden ne kadar etkilendikleri konusuna kadar birçok soru sorulur ve ön planda katılımcının aktif olduğu bir süreç olacak şekilde düzenlenir.

Sinematerapi seyrederken dolaylı yoldan duygu düzenlemesi yapabilmeyi sağlarken, film sonrası sohbetlerde de grup terapisi gibi fonksiyon gösterir.

Tanışmak için aylık sinematerapi seanslarımıza katılabilirsiniz.

Depresyon Dediğin Nedir?

Depresyon Dediğin Nedir?

images

Şarkılarımızda, dilimizde hep bir depresyondayım, depresyona girdim, depresyondan çıktım. Peki gerçekten depresyon nedir?

 

Depresif Durumun Belirtileri

 *İlgi ve istek kaybı             *Belirgin kilo değişimi        *Konsantrasyon kaybı

*Uykuda değişim               *Enerji azlığı                        *Değersizlik ve boşluk hissi

*Huzursuzluk                      *Öfke                                    *Hatırlamada zorlantı

 
Kısa Bilgi; Araştırma Sonuçlarına Göre                                                                        
*Pek çok kişi 20-30 yaş arası ilk  kez deneyimler.                                                                                *Kadınlar depresyona erkeklerden 2 kat daha eğilimlidir.               
*Her 10 kişiden 1’i hayatı boyunca bir kez  depresyon yaşamaktadır.                         

Risk!

  *Ailesinde depresyon öyküsü olanlar, iş kaybı, sosyo-ekonomik düzeyin düşük olması ve sosyal izolasyon gibi stresli yaşantılar

  *Madde ve alkol bağımlılığı olanlarda depresyona daha fazla rastlanmaktadır.

         Tedavi
Kanıta dayalı çalışmalarda;*Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütüldüğü tedavi planlarının daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır. *Depresyonun farklı tanıları vardır; Distimik depresyon(kronikleşmiş depresyon gibi, belirli süreçlerde tekrarlayan,örn: Premenstural sendromla gelen ya da bahar depresyonu gibi; Majör depresyon (Kişinin tüm işlevlerini %50 ‘den fazla kaybetmesine yol açan sert bir tablo); Lohusa depresyonu,Yas sonrası depresyonu ya da bipolar örüntünün depresyonu birbirinden farklıdır. Tedavi bu ayrımların yapılması ve ona uygun ilaç tedavisi ve psikoterapi modelleri belirlenmesi  ile şekillenir. Uzman desteği almak uyku, iştah, üretkenlik (iş yapma ve sevme kapasitesi) ve cinsel istek de bozulma eğer ki normal rutindekinden %50 ve fazlası ise mutlaka önerilir. *Kendi kendinize depresyonla başa çıkmada beş etkili önerim; -Her gün en az yarım saat yürüyüş yapın, ama sessizlik meditasyonuyla yapın. Yani müzik dinlemeden, telefonla konuşmadan, biriyle konuşmadan, tek başınıza kendinizle baş başa kalarak yürüyün.

-Her gün keyifli bir banyo rutini düzenleyin. Birgün kese, birgün saç bakımı, birgün cilt bakımı, birgün aromaterapi, birgün bornozla uzanıp uyuma canınız istemese de düzene koydunuz mu rutininiz olur. Depresyonda görülen kendine bakım vermek istememe halinden uzaklaştırır. Yapamıyorsanız yakın arkadaşlarınızdan yardım isteyin, bırakın saçınızı tarasınlar, size masaj yapsınlar, ne yapabilirlerse…

-Söz içeren müzikler dinlemeyin, senfonik, klasik ya da kendi seçimiz her neyse. İçinde söz olmasın, bırakın sözcükleri kısıtlamayın zihniniz kendi şarkısını yazsın.

-Zayıf taraflarınızdan değil, güçlü taraflarınızdan tutun, ancak böyle ilerlersiniz, aksi halde zayıf taraf elimizde kalır di mi?

-Güçlü, başarılı,mükemmel,layık, terfi etmiş,kazanmış,zengin,güzel olmak zorunda değilsiniz. Sadece yaşama dahil olmalısınız, olduğunuz gibi hiçbir sıfata sahip olmaksızın, ‘’sen’’ olarak.

 Depresyonun hayatınızı değiştirmek için bir neden olduğunu görün ve şimdiye odaklanın, bunu yeni bir yaşam planı için acil bir çağrı olduğunu bilin.

 

 

Bu Bahar Depresyonsuz Olsun!!

Uzun soğuk kış gecelerinde, sıcacık yatağımıza usulca sokulup uyumaya meyilli olduk, güneşi bulutların arasından bir cee yaptığı anlarda görüp azıcıkta olsa serotonin salgıladık, eğlenceli etkinlikler yerine ev kuşu olduk. İçimize döndük, en çok kendimizi gördük, ama kış uykusu- uyuşukluğu bitti. Biten her şeyi terk ederken yaşadığımız o yas süreci bahara geçerken de bizi uyum sağlama da zorlantıyla karşılayabilir. Bu uyum sürecine bir direnç olarak mevsimsel depresyon gelişebilir ve sıklıkla da bahar aylarında ‘’bahar depresyonu’’ olarak seyreder.

Kışın yetersiz güneş ışığına maruz kalmak, beyinde bazı kimyasal maddelerin, özellikle de mutluluk hormonu serotoninin dağılımını bozar, hormonların düzeylerini değiştirir, libidoyu düşürür. Uyku-uyanıklık düzeylerinde ve vücut ısısında düzensizlikler yapar. Baharla birlikte beden de zihin de doğaya uyum sağlama çabası içine girer. Kimi zaman bu çaba beden de tipik depresyon belirtileri olan süregelen yorgunluk, uykuya dalmada güçlük, yorgun uyanma-uyanamama, enerjisizlik, iştahta bozulma, günlük rutini yerine getirememe, libido da düşme ve çeşitli psikosomatik hastalıklara yol açar. Ruhsal olarak çökkünlük, umutsuzluk, sinirlilik,kolayca ağlama, kaygı ve korkular, isteksizlik ve konsantrasyon kaybı gibi sonuçlar ortaya çıkar.

İlkbahar çoşkulu bir uyanışı simgeler aslında, etraf yeşillenir, çiçek kokuları havaya karışır, güneş yüzünü açar, hayata katılmak için arzu ve istek uyanır. Ancak kıştan kalan tükenmişlik sendromu varsa ve bu çoşkuya katılma arzusuna rağmen zaman, ekonomik sıkıntılar ve kişisel problemler engel teşkil ediyorsa depresyon belirtileri yine baş gösterir.

Bahar, temizliği, arınmayı, yeniden yapılandırmayı temsil eder; yeni heyecanlar, yeni girişimler, yeni aşkları… Enerji de birdenbire artma, yerinde duramama, konsantrasyon güçlüğü gibi uyumu güçleştiren belirtilerde ortaya çıkabilmekte, bunlar engellendiğinde sonuç yine bahar depresyonu olmaktadır.

Bahar depresyonu eskiden bu isimle anılmıştır, daha sonra yapılan çalışmalarda bu durumun sadece bahar mevsimine özel olmadığı bazı insanlarda depresyonun mevsimsel olduğu anlaşılmış ve psikiyatri literatürüne mevsimsel depresyon adı altında girmiştir. Bahar aylarında depresyon, panik atak, yaygın kaygı-anksiyete- bozukluğu gibi rahatsızlıklarda artışlar, hem var olan belirtilerde artışlar, hem de nüksetmeler görülebilir. Bu gibi durumlar bahar yorgunluğu ile karıştırılmamalıdır. Kısa süreli psikoterapiler ve ilaç tedavisi mevsimsel depresyon konusunda etkili olmaktadır.

 

En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşinin olması depresyonu işaret etmektedir:

● Kendini sürekli üzgün ve boş hissetme
● Umutsuzluk, çökkünlük, suçluluk ya da değersizlik duyguları.
● Halsizlik,enerji kaybı  ya da günlük işlere karşı ilgide azalma, performansta düşüş

● Cinsel istekte azalma.
● İştah ve uyku düzeninde bozulma

●Aşırı hareketlilik veya uyuşukluk

● Sinirlilik,kolayca ağlama, kaygı ve korkular

● Konsantrasyonda azalma, unutkanlık ve karar vermekte güçlük

● İntihar düşünceleri,  intihar planı ya da girişimi

● Uzun süreli, tedaviye yanıt vermeyen bedensel şikayetler ve ağrılar

Kendimizi bahara hazırlarken yeni etkinlikler planlamak, farklı gruplara girmek ve sosyal ağlarımızı genişletmek, uyku düzenimizi yeniden yapılandırıp daha erken güne başlamak mümkün olduğunca gün ışığından istifade etmek, açık havada yürümek ve doğayla bütünleşmek, iştahımızı dengelemek için yeme alışkanlıklarımızı düzenlemek, baharın çoşkusunu enerjimize katmak ve kıştan kalan yılgınlıkları, tükenmişlikleri geride bırakmak, arınmak ve tazelenmek için yeni bir fırsat yaratmak baharı depresyonsuz geçirmemizi sağlayacaktır.