Stres ve Başa Çıkma

Stres ve Başa Çıkma

 Adsız

Stres sizin aklınıza hangi kelimeyi getiriyor?

  • İngilizcede vurgulamak
  • Fizikte dışarıdan güç uygulamak ve
  • Psikolojide gerilim yaratan olaya verilen tepki

SAVAŞ X KAÇ TEPKİSİ

 

Stresiniz kaynağını nereden alıyor?

  • *Belirsizlik
  • *Tehdit
  • *Tehlikeler
  • *Rekabet
  • *Terfi
  • *Engellenme
  • *Çatışma
  • *Zamansızlık
  • *Terfi
  • *Anlık Krizler
  • *Kontrol

Stres anında vücudunuzda neler oluyor, hissedin?

Adsızvv

Fiziksel Belirtiler

  • Genel uyarılmışlık artar (terleme, solunum sayısı)
  • Göz bebekleri büyür.
  • Kalp ritmi hızlanır.
  • Yağ ve şeker kana karışır.
  • Mide asiti artar, sindirim yavaşlar.

Psikolojik Belirtiler

  • Kararsızlık
  • Uygunsuz öfke
  • Güvensizlik
  • Kontrol kaybı
  • Garanti arayışı
  • İlişkilerde bozulma
  • İşlev kaybı
  • Verimde azalma

Stresle başa çıkarken sizin silahınız nedir?

  • Daha isteksiz oluruz.
  • Daha çok/az yer ve uyuruz.
  • Daha az sosyalleşiriz.
  • Kötü alışkanlıklara daha fazla yöneliriz.
  • Daha verimsiz çalışırız.
  • Daha ajite (hassas) oluruz.
  • Hatalar/sakarlıklar/unutkanlıklar artar.
  • Motivasyon/ Konsantrasyon kaybı olur.
  • Toleransta azalma/irritabilite artar.

Ve Sonunda

  • Yorgunluk
  • Enerjisizlik
  • Mide bulantısı
  • İş kaybı
  • Başağrısı
  • Mental bozukluklar
  • Psikosomatik bozukluklar
  • Kaçınmalar

Kişisel Stres Kaynakları

    • Mükemmeliyetçilik
    • Yetersizlik duygusu
    • Aşırı Kontrolcülük
    • Kişilik yapısı
    • “hayır” diyememe
    • Başarısızlık korkusu
    • Zamanla yarışmak
    • Gerçekdışı beklentiler
    • Bilgi eksikliği

Çevresel Stres Kaynakları

  • İş garantisi ve güvenilirliği olmaması
  • Yeni iş, ev, yerleşim yeri
  • Maddi sorunlar
  • Boşanma, evlilik, doğum
  • Emeklilik, menopoz
  • Hastalıklar, kayıplar
  • Politik şiddet, terör, savaş
  • Yorucu, ağır işler, sınavlar

Peki Stresi Nasıl Yönetelim?

Stressiz bir hayat mümkün değildir, stres olmadan harekete geçecek enerji olmaz. Önemli olan enerjimizi olumlu şekilde ortaya çıkaracak pozitif stresleri hayatımıza daha fazla dahil etmemizdir. Negatif stresler bizi yorar ve zorlar. Negatif STRES, alarmı bozulmuş bir saat gibidir ve durmadan çalar. En sonunda kapatmak için pilini çıkartmak gerekir. Pozitif STRES, zamanında kurulmuş bir saat gibidir, bedeni uyarır ve aksiyon almayı hızlandırır. Sonucunda kazanç veya keyif sağlayan durumlar; Başarı sağlamak, işe girmek, gelinlik seçmek gibi.

*Hayatınıza daha fazla pozitif stresler alın.

*Ertelemeyin, hemen başlayın; şartların en uygun olduğu anı beklemeyin öyle bir an hiç gelmez.

*Kendinize bitirme tarihleri belirleyin, zamanı siz planlayın.

*Stres günlüğü tutun. Nasıl başa çıktığınızı da not etmeyi unutmayın. Sonradan ay ben bunu niye dert etmişim diyeceksiniz emin olun.

*Yavaşlayın, paniklemeden anda kalarak hareket edin.

*Sorumluluklarınızı paylaşın, her zaman kahraman olmak zorunda değilsiniz.

*Okuyun!

*Koşun veya yürüyün, sessizlik içinde yapın ama kendinizi dinleyerek.

*Öze inebilin, ayrıntılarda boğulmayın.

*Potansiyelinizi iyi analiz edebilin, ne kadar sürede ne yapabileceğinize dair gerçekçi inançlar geliştirin.

*Neye ihtiyacınız olduğunun farkında olunç

*Doğaya, doğala dönün.

*Yoga ve nefesi için hayatınızda yer açın.

*Uyuyun, düzenli yaşayın. 

 

 

Çocuk Sahibi Olmadan Önce Kendinize Sormanız Gereken 8 Soru

img1435489111539

Çocuk sahibi olmaya karar vermek hayatın belki de en önemli dönemeçlerinden biridir. Bu dönemeçte genellikle;

-Bebek yapmaya çalışanlar

-Asla istemeyenler

-Yapmak için geç kalanlar şeklinde üç grup vardır.

Sondan başlarsak, yapmak için geç kalanlar genelde çokk iyi teyze, abla , hala olurlar. Var oldukları ve bize ikinci anne oldukları için tekrar teşekkürler :)) Asla istemeyenleri de ben kendi içinde iki başlık altında topluyorum; 1-Çok isteyip, olmayacağından korkan, yapamayacağını düşünen, bebek bakmaktan korkan ve bastıran kesim 2-Gerçekten istemeyen, bebekten hoşlanmayan, hatta son zamanlarda dikkatimi çeken mekanlarda yanımızda oturuyorlarsa, bebeğin çıkarttığı her sese ‘’ıyk’’ diyen, ‘’emzirme, bez değiştirme gibi ritüellerde denk geldiğimizde bana yine ‘’ıyk ‘’ modunda bakan bir grubu ; bir de bu dünyaya bebek getirmek istemiyorum, hayatımda bebeğe yer yok, kariyer odağım, ya da sadece hiç ilgimi çekmiyor diyenleri de var. Hepsine saygılı duymak gerek.

Gelelim konumuza bebek yapmaya çalışanlar kendinize bu soruları sormadan cevabınız net olmadan yapmayın derim.

1-Eşimde benim kadar bebek istiyor mu?

Sorumlulukları, sevinçleri  ve heyecanları paylaşabileceğin biriyle misin? Şevkini kırmayacak seninle daha da şevke gelecek bir eş bu süreci en keyiflisinden yaşamanızı sağlar. İlişkiyi toparlamak için bebek yapmaya , kurtarıcı olarak bebeği görmeye çalışıyorsanız; bu bitişi genellikle hızlandırır. Ve daha doğmadan ona sorumluluk yüklemiş , çocukluğunu elinden almış olursunuz.

2-Sosyal hayatını sekteye uğratmaya hazır mısın?

Arkadaşlarınla partilemek, seyahat ve haftasonu kaçamaklarından annelerle kumda, parklarda tanışmaya kadar geçecek sürede yalnız kalabilirsin, gerçek şu ki bu yeni sosyal hayatta güzel olacak. Sadece kendini ve bebeğini diğer annelerle karşılaştırmak yerine, pratik kazanımlar ve paylaşımlar için bu etkinlikleri değerlendir.

3-Kaç yaşında ebeveyn olmak istersin?

Herkes anneanne olmuşken, 50 yaşında dondurttuğun yumurtalarından bebek yapma kararı alıp 55 yaşındayken 5 yaşında çocuğun olmasını ister miydin? Bu biraz sıra dışı bir örnek elbette, hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız yalnızca ne yaptığımızın farkında olup olası negatifleri baştan kabul etmek gerekir. Ne de olsa bebek her şeye değer.

4-Yumurtalarımı dondurtsam mı?

Pişmanlık duymaktan korkuyorum diyorsan iyi bir karar olabilir. Ama hazır olmayı bekliyorsan , öyle bir an olmayacak. Ne derler bilirsin, başlamak için en uygun zamanı bekliyorsan hiç başlayamayabilirsin.

5-Kariyerimdeki ilerlemeyi yavaşlatmaya hazır mıyım?

Bebekler her zaman talepkardır, her defasında daha fazlasını isterler. Yoğun çalışma temposu, uykusuzluk ve yorgunluk iş performansını düşürecektir. İşyerinde kendini güvende hissediyorsan ve iş ortamın bebeğin gelişinden hoşnutsa kariyerinde yavaşlama geçici bir süre için tolere edilebilir. Ama iş ortamın bunu tolere edemezse, kendini güvende hissetmiyorsan, maaş kaygısı taşıyorsan, kendini güvende hissedene kadar bekle ya da yeni bir iş bakın.

6-Olası çatlaklar, sarkan göğüsler estetik kaygıların fazlaysa?

İstediğin kadar düzgün beslen, spor yap, ürün kullan; genetik ve yapısal faktörler bu gibi durumların belirleyici genelde. İlla çatlağın olmak zorunda değil ama elbette karnında geçici bir sarkma, göğüslerinde kalıcı bir form kaybı olabilir. Estetik günün birinde herkese gerebilir ancak daha bebek yapmadan bunları düşünüyorsan hamileliğin ve doğum sürecinin tadını çıkartmakta zorlanabilirsin. Her ne anı kalırsa bebeğinden bir iz olacak ve teknoloji estetik kaygılarını hafifletebilir.

7-Psikolojik sorunlarının üstesinden gelmekte güçlük çekiyor, kaygı-depresyon gibi sorunlarla mücadele ediyorsan?

Uzun süre antidepresan kullanıp bebek sahibi olurken bırakmak seni zorlayabilir. Veya başa çıkmakta zorlandığın başka psikolojik sorunlar varsa değişen hormonlar ve doğum, lohusalık süreçleri de durumu biraz zorlaştırabilir. Ama endişe etmene gerek yok, doğuma hazırlık kursları ve doğum psikologları sana bu konuda destek olmak için var.

8-Yalnız hissediyor, bebek bakımında desteksiz kalırım diye korkuyorsanız?

Şunu baştan kabul etmem lazım, bebek özellikle ilk altı ayda annesine çok fazla ihtiyaç duyduğu için hiç kimse sizin yerinizi tutamayacak ama köşenizde dinlenirken destek olacak, gerektiğinde yardım edecek elbette birileri olacaktır. Önemli olan kendi ihtiyaçlarının iyi farkında olman, talep edip açık olman; tıpkı bebeğin gibi talep et, açık ol.

Ben iyi bir anne miyim, olabilir miyim sorusunu gelince hiç sormayın derim, önemli olan iyi, mükemmel değil ‘’ yeterince iyi’’ olmaktır. Yani ihtiyaç duyduğu anlarda beklentilerini karşılayabiliyor olmak…

Ne karar verirseniz verin, kendinizi en iyi nasıl hissedeceğiniz sorusunu sorarak devam edin derim. Bol  Şans!

Mutlu Baba’ lar Günü!

images (3)

Yardımcı oyuncu rolünde gibidir başta, nasıl dokunacağını, nasıl seveceğini, nasıl ilgi göstereceğini bilemeyen adam…  Sonra birdenbire bir gülücüğümüzle, bir parmağını minik avuç içimizin sıcaklığıyla tanıştırmamızla ilk yakınlığımızı kurduğumuz, koynunun kokusunda uyuyakaldığımız babamız…

Büyüdükçe bizi niye bu kadar çok korumaya çalıştığını fazlasıyla anladığımız, belki en çok çatıştığımız, yüzümüze gerçekleri en çok vuran, ama kocaman sarılmasına çok ihtiyaç duyduğumuz, büyük bir dağ, gölgesine yaslandığımız kocaman bir çınar…

Kahramanımız…

Uff, eyvah babam derken, ah babam, keşke burada olsa dediğimiz…

Baba evi, güvenli liman…

Biz büyüdükçe sarılmayı öğrenen, biz büyüdükçe sevmeyi pekiştiren, büyükbaba olunca da şımartmayı bilen , birlikte büyüdüğümüz…

Daha sıcak, daha korkusuz, daha rahat ve daha yakın ilişkilerle babalarımızla her günün tadına varabilmek dileğiyle…

Mutlu BABALAR GÜNÜ!