Doğuma hazırlık diye bir şey var mıdır?

 

Doğum, baştan sona spontan bir süreç aslında; yaşamadan elinden geldiğince hazırlık yapmaya çalışıyorsun. Bu hazırlıkta ilk olarak sağlıklı bir gebelik geçirebilmek için doğru beslenme ve egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Sonrasında bolca meditasyon, dua ve bebeğinizle temas kurmak için sessizlik. Bunlar eşinizle veya tek başınıza yapabilecekleriniz.

images (19)

Ekip işi olan kısma gelelim… Gebeliğin 20. Haftasından itibaren ise doğuma hazırlık, bebek bakımı, emzirme gibi eğitimlere katılmak için en uygun dönemdir. Bu eğitimlere mümkünse eşinizle veya doğum anında size refakat edecek kişi ile katılmak doğumda daha rahat oluyor. Bu eğitimlerde gebelik, annelik, hormonlar, doğum ve doğum sonrası süreç baştan aşağı interaktif bir şekilde ele alınmaktadır. Mitler, korkular, kaygılar, telaşlar, heyecanlar gözden geçirilir. Eğrisi doğrusu yaşantısal süreçlerle incelenir. Grup halinde katılım sayesinde aslında yaşadıklarımızın her anne babada olan , normal olan olduğunu da anlama şansımız olmaktadır. Bu eğitimler genellikle doğuma hazırlık için 2 tam gün ,toplamda 18 saat sürmektedir. Yorucudur belki ama sonucuna değer. Eğitim sonunda profesyonel doğum destekçinizi de seçebilirsiniz.  Ebe, doula ya da doğum psikologundan doğum sürecinde yanınızda olması konusunda destek alabilirsiniz. Bu süreç aslında bebeğinizle bağ kurmak için, annelik ve babalık rolleriniz konusunda bilinçlenmek ve kendi doğum hikayenize yeniden bir göz atıp varsa kalan tortuları düzenlemek için ayrılmış dolu dolu geçen bir süreç. Amaç bilgi almak değil, bilgi artık her yerde. Amaç yaşantısal bir süreçten geçip doğumu prova etmek ve hazırlanmaya çalışmak.

Elbette doğuma hazırlık eğitimi doğuma hazırlanmaya yetmez. Eğitimin hemen ardından bibliyoterapi ile yani kitaplarla çalışmaya devam,  hypnobirthing ile gevşemeye devam, nefes çalışmaları ile doğuma kadar devam…

En önemlisi istediğiniz kadar hazırlanın, çalışın, çabalayın en önemlisini yapmazsanız olmaz. Anda kalın, doğal akışta; doğum için bütün alet çantanızı hazırlayın ama hangisini kullanacağınıza o an geldiğinde karar vereceksiniz.

Süslü püslü eşyalar,sayısız oyuncak, en iyi bebek arabası-yatak vs. den önce bebeğiniz için hazırlanın, kendi içinizdeki bebekle çalışın, onunla doğuma hazırlık eğitiminde tanışın, sonrasında çalışın, büyütün ve anne-baba olabilmesi için destekleyin.

Eskiden bunlar için çaba sarf etmeye hiç gerek yoktu, zaten doğal gıdalarla besleniyor, daha fazla hareket ediyor ve normal doğum yapıyorduk. Ama her zaman kendimizle çalışmayı ihmal ediyorduk, şimdi bunun bir imkanı var. Doğuma hazırlanın, doğum destekçinizi seçin ve kendi doğum hikayenizi yazın.

 

SİNEMATERAPİ

sinematerapiSinematerapi her gruptan danışan ve hasta gruplarına uygulanabilen etkin ve terapi sürecine ciddi katkı sağlayan bir yöntemdir. Temel amaçlardan birisi de kişiye içgörü kazandırmaktır. Çünkü sinematerapi için seçilen filmler bu yönde ve bu temele dayalıdır.

Sinematerapi için seçilen filmin salonda bulunan kişilerin durumlarıyla yakından ilgili olmadır ki, bu aşamada katılımcıların analizlerinin iyi yapılmış, öykülerinin tam anlamıyla alınmış olması koşulu kaçınılmaz olmaktadır. Aksi halde kişi neden şuan da diğer insanlarla birlikte olduğunu sorgulamak isteyecektir.

Analizi yapılmış iyi şekilde yapılmış olan kişilerin, filmde hangi kareleri ve hangi karakterleri kendine yakın bulacağıyla ilgili, sinematerapiye katılan uzmanın bir öngörüsü hali hazırda zaten bulunmaktadır. Dolayısıyla film sonunda danışanlarının görüşlerini alan uzmanlar bir nevi teyit aldıklarını görüyor olmaları işin en keyifli kısımlarındandır.

Kişiler kendileriyle ilgili kareler buldukları filmi anlatırlarken, bundan keyif aldıklarını belli ederler ve her sinematerapi seansından sonra kişilerdeki o rahatlamış olma durumunu sezebilmeniz mümkün olabilmektedir.

Burada amaç filmdeki konuyla ilgili uygun grupların ayarlanması ve bu kişilere beyaz perdede filmi izlettirmek temel alınmaktadır. Akabinde grup terapisine benzer bir yöntem ile uzmanların yönlendirmesi ve soru-cevap şeklinde katılımcıların filmle ilgili fikir, görüş, düşünce ve duygularının aktarılması istenir. Filmde kendilerine en yakın hissettikleri karakterlerin yanı sıra, filmin hangi sahnelerinden ne kadar etkilendikleri konusuna kadar birçok soru sorulur ve ön planda katılımcının aktif olduğu bir süreç olacak şekilde düzenlenir.

Sinematerapi seyrederken dolaylı yoldan duygu düzenlemesi yapabilmeyi sağlarken, film sonrası sohbetlerde de grup terapisi gibi fonksiyon gösterir.

Tanışmak için aylık sinematerapi seanslarımıza katılabilirsiniz.

Stres ve Başa Çıkma

Stres ve Başa Çıkma

 Adsız

Stres sizin aklınıza hangi kelimeyi getiriyor?

  • İngilizcede vurgulamak
  • Fizikte dışarıdan güç uygulamak ve
  • Psikolojide gerilim yaratan olaya verilen tepki

SAVAŞ X KAÇ TEPKİSİ

 

Stresiniz kaynağını nereden alıyor?

  • *Belirsizlik
  • *Tehdit
  • *Tehlikeler
  • *Rekabet
  • *Terfi
  • *Engellenme
  • *Çatışma
  • *Zamansızlık
  • *Terfi
  • *Anlık Krizler
  • *Kontrol

Stres anında vücudunuzda neler oluyor, hissedin?

Adsızvv

Fiziksel Belirtiler

  • Genel uyarılmışlık artar (terleme, solunum sayısı)
  • Göz bebekleri büyür.
  • Kalp ritmi hızlanır.
  • Yağ ve şeker kana karışır.
  • Mide asiti artar, sindirim yavaşlar.

Psikolojik Belirtiler

  • Kararsızlık
  • Uygunsuz öfke
  • Güvensizlik
  • Kontrol kaybı
  • Garanti arayışı
  • İlişkilerde bozulma
  • İşlev kaybı
  • Verimde azalma

Stresle başa çıkarken sizin silahınız nedir?

  • Daha isteksiz oluruz.
  • Daha çok/az yer ve uyuruz.
  • Daha az sosyalleşiriz.
  • Kötü alışkanlıklara daha fazla yöneliriz.
  • Daha verimsiz çalışırız.
  • Daha ajite (hassas) oluruz.
  • Hatalar/sakarlıklar/unutkanlıklar artar.
  • Motivasyon/ Konsantrasyon kaybı olur.
  • Toleransta azalma/irritabilite artar.

Ve Sonunda

  • Yorgunluk
  • Enerjisizlik
  • Mide bulantısı
  • İş kaybı
  • Başağrısı
  • Mental bozukluklar
  • Psikosomatik bozukluklar
  • Kaçınmalar

Kişisel Stres Kaynakları

    • Mükemmeliyetçilik
    • Yetersizlik duygusu
    • Aşırı Kontrolcülük
    • Kişilik yapısı
    • “hayır” diyememe
    • Başarısızlık korkusu
    • Zamanla yarışmak
    • Gerçekdışı beklentiler
    • Bilgi eksikliği

Çevresel Stres Kaynakları

  • İş garantisi ve güvenilirliği olmaması
  • Yeni iş, ev, yerleşim yeri
  • Maddi sorunlar
  • Boşanma, evlilik, doğum
  • Emeklilik, menopoz
  • Hastalıklar, kayıplar
  • Politik şiddet, terör, savaş
  • Yorucu, ağır işler, sınavlar

Peki Stresi Nasıl Yönetelim?

Stressiz bir hayat mümkün değildir, stres olmadan harekete geçecek enerji olmaz. Önemli olan enerjimizi olumlu şekilde ortaya çıkaracak pozitif stresleri hayatımıza daha fazla dahil etmemizdir. Negatif stresler bizi yorar ve zorlar. Negatif STRES, alarmı bozulmuş bir saat gibidir ve durmadan çalar. En sonunda kapatmak için pilini çıkartmak gerekir. Pozitif STRES, zamanında kurulmuş bir saat gibidir, bedeni uyarır ve aksiyon almayı hızlandırır. Sonucunda kazanç veya keyif sağlayan durumlar; Başarı sağlamak, işe girmek, gelinlik seçmek gibi.

*Hayatınıza daha fazla pozitif stresler alın.

*Ertelemeyin, hemen başlayın; şartların en uygun olduğu anı beklemeyin öyle bir an hiç gelmez.

*Kendinize bitirme tarihleri belirleyin, zamanı siz planlayın.

*Stres günlüğü tutun. Nasıl başa çıktığınızı da not etmeyi unutmayın. Sonradan ay ben bunu niye dert etmişim diyeceksiniz emin olun.

*Yavaşlayın, paniklemeden anda kalarak hareket edin.

*Sorumluluklarınızı paylaşın, her zaman kahraman olmak zorunda değilsiniz.

*Okuyun!

*Koşun veya yürüyün, sessizlik içinde yapın ama kendinizi dinleyerek.

*Öze inebilin, ayrıntılarda boğulmayın.

*Potansiyelinizi iyi analiz edebilin, ne kadar sürede ne yapabileceğinize dair gerçekçi inançlar geliştirin.

*Neye ihtiyacınız olduğunun farkında olunç

*Doğaya, doğala dönün.

*Yoga ve nefesi için hayatınızda yer açın.

*Uyuyun, düzenli yaşayın. 

 

 

Mutlu Baba’ lar Günü!

images (3)

Yardımcı oyuncu rolünde gibidir başta, nasıl dokunacağını, nasıl seveceğini, nasıl ilgi göstereceğini bilemeyen adam…  Sonra birdenbire bir gülücüğümüzle, bir parmağını minik avuç içimizin sıcaklığıyla tanıştırmamızla ilk yakınlığımızı kurduğumuz, koynunun kokusunda uyuyakaldığımız babamız…

Büyüdükçe bizi niye bu kadar çok korumaya çalıştığını fazlasıyla anladığımız, belki en çok çatıştığımız, yüzümüze gerçekleri en çok vuran, ama kocaman sarılmasına çok ihtiyaç duyduğumuz, büyük bir dağ, gölgesine yaslandığımız kocaman bir çınar…

Kahramanımız…

Uff, eyvah babam derken, ah babam, keşke burada olsa dediğimiz…

Baba evi, güvenli liman…

Biz büyüdükçe sarılmayı öğrenen, biz büyüdükçe sevmeyi pekiştiren, büyükbaba olunca da şımartmayı bilen , birlikte büyüdüğümüz…

Daha sıcak, daha korkusuz, daha rahat ve daha yakın ilişkilerle babalarımızla her günün tadına varabilmek dileğiyle…

Mutlu BABALAR GÜNÜ!