Anoreksiya Nevroza,

A- Yaş ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda ya da bunun üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olmayı kabul etmeme.

B- Beklenenin altında bir vücut ağırlığına sahip olmasına karşın kilo almaktan ya da şişman biri olmaktan aşırı korkma.

C- Kişinin vücut ağırlığı ya da biçimini algılama biçiminde bozukluk olması, kendini değerlendirmede vücut ağırlığı ya da biçiminin anlamsız bir etkisinin olması ya da o sırada vücut ağırlığının düşük olmasının önemini inkar etme.

D- Bayanlarda menarş sonrası amenore, yani, en az üç ardışık menstrüel siklusun olmaması.

 

Bu iki şekilde kendini gösterir;

  1. Tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışı göstermeyen tip
  2. Tıkınırcasına yeme ya da çıkartma gösteren tip

Sıklıkla 18-40 yaş arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 20 kat daha fazla rastlanmaktadır. Anoreksiya Nevroza, Somatizasyon Bozuklukları, Sosyal Fobi, Kişilik Bozuklukları gibi bir çok bozuklukla bir arada seyreder. Tedavi de bozulan beden imgesinin değiştirilmesine yönelik destekleyici yöntemler ve bütüncül psikoterapi bir arada kullanılır.

1

Bulimia Nevroza

  • Yenileyen tıkınırcasına yeme epizodlarının olması. Bu tıkınırcasına yeme epizodu aşağıdakilerden her ikisi ile belirlidir: aynı zaman diliminde ve benzer koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden hiç tartışmasız çok daha fazla miktarda olan yiyeceği belirli bir zaman diliminde (örn. Herhangi bir 2 saatlik süre içinde) yeme bu epizod sırasında yeme kontrolünün kalktığı duyumunun olması (örn. yemeyi durduramayacağı ya da ne yediğini ya da ne kadar yediğini kontrol edememe duygusu)
  • Kilo almaktan sakınmak için, kendisinin yol açtığı kusma, laksatiflerin, diüretiklerin, lavmanların ya da diğer ilaçların yanlış yere kullanımı, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi uygunsuz dengeleyici davranışlarda tekrar tekrar bulunma.
  • Tıkınırcasına yeme ve uygunsuz dengeleyici davranışların her ikisi de 3 ay süreyle ortalama olarak en az haftada iki kez ortaya çıkmaktadır. Kendini değerlendirirken anlamsız bir biçimde vücudunun biçimi ve ağırlığından etkilenir.
  • Bu bozukluk sadece Anoreksiya Nervoza epizodları sırasında ortaya çıkmamaktadır.

İki tipi vardır:

  • Çıkartma Olan Tip: Bulimia Nervozanın o sıradaki epizodu sırasında kişi düzenli olarak kendi kendine kuşmuş ya da laksatifler, diüretikler ya da lavmanları yanlış yere kullanmıştır.
  • Çıkartma Olmayan Tip: Bulimia Nervozanın o sıradaki epizodu sırasında kişi, hiç yemek yememe ya da aşırı egzersiz yapma gibi diğer uygunsuz dengeleyici davranışlarda bulunmuş ancak kendi kendine kusmamış ya da laksatif, diüretik ya da lavmanları yanlış yere kullanmamıştır.
  • Anoreksiya da olduğu gibi, Bulimia da da kişinin beden imgesini hatalı algılaması söz konusudur ve bunun sonucunda kişi, yeme davranışını engelleyemez, kilo alımını engellemek için de çıkartma gibi çabalara girişir.
  • Bulimia Nervozaya, duygu durum bozuklukları, kişilik bozuklukları, sosyal fobi, obsesif-kompulsif bozukluklar gibi bozukluklar sıklıkla eşlik edebilir.
  • Tedavide, bozulan beden imgesini düzeltmeye yönelik terapi tekniklerinden bilişsel- davranışçı terapi, bütüncül psikoterapi ile birlikte farkındalık temelli terapiler ve hipnoterapi destekleyicidir.

 

Obezite

Aşırı yemek yeme ve harcanan enerji miktarının alınan kaloriden daha az olduğu durumlarda görülen şişmanlıktır. Bu hastalık, kalp-damar sorunları, tansiyon, şeker hastalığı gibi beraberinde bir çok hastalığı getirir. Büyük oranda genetik olmakla birlikte, beslenme alışkanlıkları, yaşam stili ve kültürel yapıyla da ilişkilidir.

Obezite tedavisinde öncelikle fiziksel muayene sonrası, psikoterapi ve hipnoterapinin bir arada kullanımı etkili olmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası bireye özdeğer ve imaj danışmanlığı sunularak, yeni bir yaşam stili oluşturması sağlanır. Obezite çok boyutlu ele alınması gereken ve geniş bir zaman dilimine yayılarak üzerinde çalışılması gereken bir konudur. Gerçekçi planlar oluşturup kalıcı çözümler sunmak ve yaşam boyu sağlıklı beslenme olgusunu içselleştirmeyi sağlamak en önemlisidir.

Yemek/ beslenmek bebeklikte ilk olarak anne ile ardından ilişki geliştirdiklerimizle kurduğumuz özel bağda iletişimin bir kanalıdır. Yeme bozuklukları genellikle ilişki problemlerinden kaynağını aldığı gibi bir kısır döngü gibi sonuçları da yine ilişki problemlerini beraberinde getirir. Psikoterapilerde amaç bu ilişki döngüsünü yeniden düzenlemektir.