Çocuk Sahibi Olmadan Önce Kendinize Sormanız Gereken 8 Soru

img1435489111539

Çocuk sahibi olmaya karar vermek hayatın belki de en önemli dönemeçlerinden biridir. Bu dönemeçte genellikle;

-Bebek yapmaya çalışanlar

-Asla istemeyenler

-Yapmak için geç kalanlar şeklinde üç grup vardır.

Sondan başlarsak, yapmak için geç kalanlar genelde çokk iyi teyze, abla , hala olurlar. Var oldukları ve bize ikinci anne oldukları için tekrar teşekkürler :)) Asla istemeyenleri de ben kendi içinde iki başlık altında topluyorum; 1-Çok isteyip, olmayacağından korkan, yapamayacağını düşünen, bebek bakmaktan korkan ve bastıran kesim 2-Gerçekten istemeyen, bebekten hoşlanmayan, hatta son zamanlarda dikkatimi çeken mekanlarda yanımızda oturuyorlarsa, bebeğin çıkarttığı her sese ‘’ıyk’’ diyen, ‘’emzirme, bez değiştirme gibi ritüellerde denk geldiğimizde bana yine ‘’ıyk ‘’ modunda bakan bir grubu ; bir de bu dünyaya bebek getirmek istemiyorum, hayatımda bebeğe yer yok, kariyer odağım, ya da sadece hiç ilgimi çekmiyor diyenleri de var. Hepsine saygılı duymak gerek.

Gelelim konumuza bebek yapmaya çalışanlar kendinize bu soruları sormadan cevabınız net olmadan yapmayın derim.

1-Eşimde benim kadar bebek istiyor mu?

Sorumlulukları, sevinçleri  ve heyecanları paylaşabileceğin biriyle misin? Şevkini kırmayacak seninle daha da şevke gelecek bir eş bu süreci en keyiflisinden yaşamanızı sağlar. İlişkiyi toparlamak için bebek yapmaya , kurtarıcı olarak bebeği görmeye çalışıyorsanız; bu bitişi genellikle hızlandırır. Ve daha doğmadan ona sorumluluk yüklemiş , çocukluğunu elinden almış olursunuz.

2-Sosyal hayatını sekteye uğratmaya hazır mısın?

Arkadaşlarınla partilemek, seyahat ve haftasonu kaçamaklarından annelerle kumda, parklarda tanışmaya kadar geçecek sürede yalnız kalabilirsin, gerçek şu ki bu yeni sosyal hayatta güzel olacak. Sadece kendini ve bebeğini diğer annelerle karşılaştırmak yerine, pratik kazanımlar ve paylaşımlar için bu etkinlikleri değerlendir.

3-Kaç yaşında ebeveyn olmak istersin?

Herkes anneanne olmuşken, 50 yaşında dondurttuğun yumurtalarından bebek yapma kararı alıp 55 yaşındayken 5 yaşında çocuğun olmasını ister miydin? Bu biraz sıra dışı bir örnek elbette, hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız yalnızca ne yaptığımızın farkında olup olası negatifleri baştan kabul etmek gerekir. Ne de olsa bebek her şeye değer.

4-Yumurtalarımı dondurtsam mı?

Pişmanlık duymaktan korkuyorum diyorsan iyi bir karar olabilir. Ama hazır olmayı bekliyorsan , öyle bir an olmayacak. Ne derler bilirsin, başlamak için en uygun zamanı bekliyorsan hiç başlayamayabilirsin.

5-Kariyerimdeki ilerlemeyi yavaşlatmaya hazır mıyım?

Bebekler her zaman talepkardır, her defasında daha fazlasını isterler. Yoğun çalışma temposu, uykusuzluk ve yorgunluk iş performansını düşürecektir. İşyerinde kendini güvende hissediyorsan ve iş ortamın bebeğin gelişinden hoşnutsa kariyerinde yavaşlama geçici bir süre için tolere edilebilir. Ama iş ortamın bunu tolere edemezse, kendini güvende hissetmiyorsan, maaş kaygısı taşıyorsan, kendini güvende hissedene kadar bekle ya da yeni bir iş bakın.

6-Olası çatlaklar, sarkan göğüsler estetik kaygıların fazlaysa?

İstediğin kadar düzgün beslen, spor yap, ürün kullan; genetik ve yapısal faktörler bu gibi durumların belirleyici genelde. İlla çatlağın olmak zorunda değil ama elbette karnında geçici bir sarkma, göğüslerinde kalıcı bir form kaybı olabilir. Estetik günün birinde herkese gerebilir ancak daha bebek yapmadan bunları düşünüyorsan hamileliğin ve doğum sürecinin tadını çıkartmakta zorlanabilirsin. Her ne anı kalırsa bebeğinden bir iz olacak ve teknoloji estetik kaygılarını hafifletebilir.

7-Psikolojik sorunlarının üstesinden gelmekte güçlük çekiyor, kaygı-depresyon gibi sorunlarla mücadele ediyorsan?

Uzun süre antidepresan kullanıp bebek sahibi olurken bırakmak seni zorlayabilir. Veya başa çıkmakta zorlandığın başka psikolojik sorunlar varsa değişen hormonlar ve doğum, lohusalık süreçleri de durumu biraz zorlaştırabilir. Ama endişe etmene gerek yok, doğuma hazırlık kursları ve doğum psikologları sana bu konuda destek olmak için var.

8-Yalnız hissediyor, bebek bakımında desteksiz kalırım diye korkuyorsanız?

Şunu baştan kabul etmem lazım, bebek özellikle ilk altı ayda annesine çok fazla ihtiyaç duyduğu için hiç kimse sizin yerinizi tutamayacak ama köşenizde dinlenirken destek olacak, gerektiğinde yardım edecek elbette birileri olacaktır. Önemli olan kendi ihtiyaçlarının iyi farkında olman, talep edip açık olman; tıpkı bebeğin gibi talep et, açık ol.

Ben iyi bir anne miyim, olabilir miyim sorusunu gelince hiç sormayın derim, önemli olan iyi, mükemmel değil ‘’ yeterince iyi’’ olmaktır. Yani ihtiyaç duyduğu anlarda beklentilerini karşılayabiliyor olmak…

Ne karar verirseniz verin, kendinizi en iyi nasıl hissedeceğiniz sorusunu sorarak devam edin derim. Bol  Şans!

Değişim, Değişeyim ama Nasıl?

 

değişim

 

Değişim, Değişeyim ama Nasıl?

 

Değişmeyi, değiştirmeyi hepimiz çok isteriz, hadi biraz hangi dönemlerden geçerek ve nasıl DEĞİŞİM konusunda farkındalığımızı arttırabiliriz bir bakalım.

1-Niyet Öncesi

Henüz bir problem var algısı yoktur,  inkar eder ve davranışınla ilgili mantığa uydurma çabalarını sürdürürsün. Herhangi bir değişim denemesi yaptıysan bile çok hızlı bir şekilde vazgeçer, bırakamazsın.

Sigara içenlerin ‘’bir tek sigaram var, ben dudak tiryakisiyim, içime çekmiyorum ki ‘’cümlesi gibi.

‘’Benim bir sorunum yok, insanlar beni bu hale getiriyor’’ gibi. Hep haklı, değişmene gerek yok çünkü ortada bir problem yok.

‘’Terapi mi ,benim ihtiyacım yok ki!’’

‘’Hih , ben deli miyim ki, terapiye gideyim?’’

 

2-Niyet Ettim

Değişim isteğin başlamıştır, ama diğer yandan da denemeler istenilen sonuca ulaşmamış veya başlamadan bitmiştir, yani ikircikli bir tavrın vardır artık.

Davranış devam eder, sen direncini sürdürürsün. Aslında  iki adım ileri bir adım geri dönemidir.

Söz verip bir daha asla yapmayacağım dediklerimize sonradan n’apıyım olmuyor değiştiremiyorum dememiz gibi.

’Bir kere gittim anlattım çözülmedi… ‘’

‘’Terapiye gitmeyi istiyorum ama zamanım yok!’’

 

3-Hazırlık Yapayım

Artık değişim kararı konusunda netsindir, nerden başlaman gerektiği konusunda destek isteyebilirsin. Belki daha fazla yardım isteyebilir, yakın olduğun birilerine açılabilirsin. Sadece komşunun, yakın arkadaşının ya da işte birilerinin önerdiği antidepresanları içeyim deme. Mutlaka psikiyatrik muayeneden geçip ilaç gerekliyse, sana uygun olanını iç. Ya da falcıya gideyim açılırım, sülük tedavisi olayım rahatlarım gibi teknikler yerine, illa deneyeceksen alternatif tıbba yönelmeyi dene. Akupunktur, homeopati, hipnoterapi gibi alternatif tedavilerde iyi gelebilir. Unutma herkes herkese iyi gelmez sana iyi geleni bul.

‘’Sence ben biraz…. biri miyim?’’ diye sormaya başlamış olabilirsin.

‘’Tanıdığın bir psikolog var mı?’’

 

4-Eylem-Harekete Geç

Davranışını değiştirmek için harekete geçtin ve seni engelleyen her şeyden kaçınmaya başladın. Değişim başlasın istiyorsun ve bunun için var gücünle çabalıyorsun. Enerjini doğru kullan ve değişimin hemen olması konusunda aceleci olma. Beklentin çok yüksek olmasın yoksa prematüre güven kazanır sonra tekrar eski haline dönersin. Yavaş yavaş sürece yayarak değişim gerçekleşirse, daha kalıcı olur.

‘’Artık buna bir son verdim, başka bir hayat mümkünmüş’’

‘’Ya ben nasıl yıllarca sigara içebilmişim.’’

 

5-Sürdürmek Lazım

Değişim başladı ve devam ediyor, şimdi değişimin keyfini sürmenin zamanıdır. Değişimin hayatına yerleşmesi için yeni düzenlemeler yapmanın ve değişime hayatında kalıcı bir yer açmanın tam sırası.

‘’Son 6 aydır her sabah yarım saat yürüyüş yapıyorum.’’

Birkaç seans terapi, yeni başlanan bir ilaç bir anda değişim sağlamaz. Psikoterapilerde ortalama 5-6. Seanstan sonra, ilaç tedavilerinde de 14-21 gün sonra değişim başlar.

 

6-Nüksetme-Etme-Etme

Bazen bir değişim zaman içinde tekrardan sil baştan olabilir. Ve geçtiğimiz 5 süreç yeniden başlayabilir. Genellikle davranışa bir kez geri döndüğünde olmadı ben aynı benim diye moraliniz bozulabilir ve bu durum başa dönmenin sebebi olabilir. Birkaç kez geri dönüş nüksetme anlamına gelmez, geri gelmek için değil yalnızca eski dostu özlemiş olabilir misin diye geçiyorken uğramıştır.

‘’Herşey yine bozuldu, herhalde yapamıycam!’’

‘’Bir türlü düzelemiyorum, tedaviyi bırakıcam.’’

 

Yaşamak İstediğin Değişim ”Sen” Ol!

Depresyon Dediğin Nedir?

Depresyon Dediğin Nedir?

images

Şarkılarımızda, dilimizde hep bir depresyondayım, depresyona girdim, depresyondan çıktım. Peki gerçekten depresyon nedir?

 

Depresif Durumun Belirtileri

 *İlgi ve istek kaybı             *Belirgin kilo değişimi        *Konsantrasyon kaybı

*Uykuda değişim               *Enerji azlığı                        *Değersizlik ve boşluk hissi

*Huzursuzluk                      *Öfke                                    *Hatırlamada zorlantı

 
Kısa Bilgi; Araştırma Sonuçlarına Göre                                                                        
*Pek çok kişi 20-30 yaş arası ilk  kez deneyimler.                                                                                *Kadınlar depresyona erkeklerden 2 kat daha eğilimlidir.               
*Her 10 kişiden 1’i hayatı boyunca bir kez  depresyon yaşamaktadır.                         

Risk!

  *Ailesinde depresyon öyküsü olanlar, iş kaybı, sosyo-ekonomik düzeyin düşük olması ve sosyal izolasyon gibi stresli yaşantılar

  *Madde ve alkol bağımlılığı olanlarda depresyona daha fazla rastlanmaktadır.

         Tedavi
Kanıta dayalı çalışmalarda;*Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütüldüğü tedavi planlarının daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır. *Depresyonun farklı tanıları vardır; Distimik depresyon(kronikleşmiş depresyon gibi, belirli süreçlerde tekrarlayan,örn: Premenstural sendromla gelen ya da bahar depresyonu gibi; Majör depresyon (Kişinin tüm işlevlerini %50 ‘den fazla kaybetmesine yol açan sert bir tablo); Lohusa depresyonu,Yas sonrası depresyonu ya da bipolar örüntünün depresyonu birbirinden farklıdır. Tedavi bu ayrımların yapılması ve ona uygun ilaç tedavisi ve psikoterapi modelleri belirlenmesi  ile şekillenir. Uzman desteği almak uyku, iştah, üretkenlik (iş yapma ve sevme kapasitesi) ve cinsel istek de bozulma eğer ki normal rutindekinden %50 ve fazlası ise mutlaka önerilir. *Kendi kendinize depresyonla başa çıkmada beş etkili önerim; -Her gün en az yarım saat yürüyüş yapın, ama sessizlik meditasyonuyla yapın. Yani müzik dinlemeden, telefonla konuşmadan, biriyle konuşmadan, tek başınıza kendinizle baş başa kalarak yürüyün.

-Her gün keyifli bir banyo rutini düzenleyin. Birgün kese, birgün saç bakımı, birgün cilt bakımı, birgün aromaterapi, birgün bornozla uzanıp uyuma canınız istemese de düzene koydunuz mu rutininiz olur. Depresyonda görülen kendine bakım vermek istememe halinden uzaklaştırır. Yapamıyorsanız yakın arkadaşlarınızdan yardım isteyin, bırakın saçınızı tarasınlar, size masaj yapsınlar, ne yapabilirlerse…

-Söz içeren müzikler dinlemeyin, senfonik, klasik ya da kendi seçimiz her neyse. İçinde söz olmasın, bırakın sözcükleri kısıtlamayın zihniniz kendi şarkısını yazsın.

-Zayıf taraflarınızdan değil, güçlü taraflarınızdan tutun, ancak böyle ilerlersiniz, aksi halde zayıf taraf elimizde kalır di mi?

-Güçlü, başarılı,mükemmel,layık, terfi etmiş,kazanmış,zengin,güzel olmak zorunda değilsiniz. Sadece yaşama dahil olmalısınız, olduğunuz gibi hiçbir sıfata sahip olmaksızın, ‘’sen’’ olarak.

 Depresyonun hayatınızı değiştirmek için bir neden olduğunu görün ve şimdiye odaklanın, bunu yeni bir yaşam planı için acil bir çağrı olduğunu bilin.